top of page

Çocuğunuz Neden Bu Kadar Kaygılı? Anlık Korku mu, Derin Kaygı mı?

  • Yazarın fotoğrafı: Ali Özdemir
    Ali Özdemir
  • 27 Nis
  • 2 dakikada okunur

Her çocuk korkabilir. Ama bazı korkular çocuğun yaşamını, ilişkilerini ve öğrenmesini engellemeye başladığında, bunun bir isim ve bir çözümü olduğunu bilmeniz gerekiyor.


Çocuğunuz karanlıktan korkuyor, okula gitmek istemiyor, sürekli karnım ağrıyor diyor ya da sizi bir an bile bırakmak istemiyor mu? Bunlar birer "kaprisi" değil. Çocuğunuz size bir şey söylemeye çalışıyor.


Korku ile kaygı arasındaki fark nedir?


Korku, gerçek ve somut bir tehlike karşısında hissedilen normal bir duygudur. Köpek gördüğünde korkmak, büyük gürültüden ürkmek, buna örnektir. Tehlike geçince korku da geçer.

Kaygı ise farklıdır. Ortada görünür bir tehlike olmasa bile çocukta sürekli bir tedirginlik, huzursuzluk, "bir şeyler kötü gidecek" hissi vardır. Bu duygunun kaynağı çoğunlukla bilinç dışındadır; çocuk da ebeveyn de tam olarak "neden böyle" diye açıklayamaz.


"Kaygı, geçmişte yaşanan acı deneyimlerin izlerini taşır. Çocuğun bugün verdiği tepki, dünün hikâyesini anlatır."


Çocuğunuzda kaygıya işaret eden belirtiler


Aşağıdaki belirtilerin birkaçı birlikte ve uzun süredir devam ediyorsa dikkat etmek gerekir:

Karın ağrısı, baş ağrısı (tıbbi neden yok)

Okula gitmeyi reddetmek

Ebeveynden ayrılmak istememe

Uyku sorunları, kabuslar

Yeni durumlardan aşırı kaçınma

Sürekli "ya olursa?" diye sormak

Öfke patlamaları, sinirlilik

Arkadaşlık kurmakta zorlanma


Kaygı nereden geliyor?


Bilimsel araştırmalar çok açık: Çocuklarda kaygının kökleri erken yaşantılara dayanır. Reddedilme, küçümsenme, kardeşlerle veya diğer çocuklarla kıyaslanma, ebeveynlerin kendi kaygılarını çocuğa yansıtması... Bunların hepsi çocuğun iç dünyasında iz bırakır.

Özellikle çevresinde aşırı kaygılı veya güvensiz yetişkinler olan çocuklar; dünyayı daha tehlikeli algılar, daha sık korkar ve bu korkular zamanla kaygıya dönüşür. Çocuklar sözel öğretimle değil, model alarak öğrenir. Sizi izliyorlar.


Kaygılı bir çocuk oyun terapisinden nasıl yararlanır?


Çocuklar duygularını kelimelerle değil, oyunla ifade eder. Oyun terapisi, çocuğun kendi hızında, güvenli bir ortamda içindeki kaygıyı dışarı çıkarmasına olanak tanır. Terapist çocuğu "konuşturmak" zorunda kalmaz; çocuk oynarken anlatır, oynarken çözer, oynarken iyileşir.

Oyun terapisinde amaç yalnızca belirtileri gidermek değil; çocuğa kendine güven, duyguları tanıma ve ifade etme becerileri, güvenli bağlanma deneyimi kazandırmaktır. Bu kazanımlar yetişkinlik boyunca onunla kalır.

Kaygı bozuklukları çocuklukta ele alınmadığında ergenlikte ve yetişkinlikte de devam edebilir. Erken destek, erken iyileşme demektir.


Ebeveyn olarak ne yapabilirsiniz?


Çocuğunuzun kaygısını "geçer" diye geçiştirmeyin, ama abartmadan yaklaşın. En önemli şey şu: Onun hissettiklerini ciddiye aldığınızı gösterin. "Korkmana gerek yok" demek yerine "Korktuğunu görüyorum, buradayım" deyin. Güvende hissetmek kaygıyı azaltır; çünkü kaygının tam da aradığı şey güvenliktir.

Kendi kaygılarınızın farkında olun. Kendinizi sakin göstermeye çalışırken bedeniniz ve sesiniz başka şey söylüyorsa, çocuğunuz bunu fark eder çünkü sizi izliyorlar.


Çocuğunuz için bir adım atalım


Yukarıdaki belirtileri tanıdıysanız veya "acaba kaygı mı?" diye merak ediyorsanız, birlikte konuşalım. Oyun terapisi seanslarında çocuğunuzun ne yaşadığını anlamak ve doğru destek planını oluşturmak için buradayım.



 
 
 

Yorumlar

5 üzerinden 0 yıldız
Henüz hiç puanlama yok

Puanlama ekleyin
bottom of page